Muhammed Kayan, Borsacıdan - Borsa Haberleri sitesinin yazarı
Muhammed Kayan

Muhammed Kayan

22 Haziran 2026 Pazartesi

Sevgililer Günü Sevgiden Önce Cepleri Sınıyor

Sevgililer Günü Sevgiden Önce Cepleri Sınıyor
0

BEĞENDİM

Sevgililer Günü öncesi vitrinler kırmızıya bürünürken fiyat etiketleri de adeta yeniden yazıldı. Türkiye’de yıllık enflasyon ocak itibarıyla yüzde 30,65 seviyesine gerilese de Sevgililer Günü ürünlerinde artış oranları bu seviyenin çok üzerine çıktı. Özellikle gül buketleri, altın ve parfüm fiyatlarındaki yükseliş dikkat çekerken, çikolata görece daha sınırlı artışla öne çıktı.

Sevgililer Günü Hediyelerinde Yüzde 70’e Varan Artış

Sevgililer Günü’nün en klasik hediyesi olan 9’lu gül buketi, geçen yıl ortalama 800 liraya satılırken bu yıl 1.350 liraya yükseldi. Yaklaşık yüzde 70’lik artışta zirai don nedeniyle yaşanan arz daralması etkili oldu. Açığın ithal güllerle kapatılması ise maliyetleri daha da yukarı taşıdı. Fiyatlar lokasyona ve buket içeriğine göre değişiklik gösterse de genel tablo net: Çiçek almak bu yıl daha pahalı.

Sevgililer Günü Sevgiden Önce Cepleri Sınıyor

Altın tarafında da benzer bir tablo var. Geçen yıl ortalama 10-11 bin lira bandında satılan 14 ayar sade kolyeler, bu yıl 17-18 bin lira seviyelerine çıktı. Yaklaşık yüzde 56-70 aralığındaki artışta ons altın fiyatındaki yükseliş belirleyici oldu. Sevdiğine altın almak isteyenler için bütçe ciddi şekilde büyüdü.

Parfüm fiyatları da döviz kuru ve hammadde maliyetleri nedeniyle yukarı yönlü hareket etti. Orta segment 100 ml parfümler geçen yıl 1.500-4.000 lira aralığındayken, bu yıl 3.200-6.000 lira arasında satılıyor. Artış oranı markaya göre yüzde 30 ile 50 arasında değişiyor.

Çikolata ise görece daha sınırlı artış gösterdi. Geçen yıl 900 lira seviyesindeki orta seviye özel kutular bu yıl yaklaşık 990-1.000 lira bandında. Yüzde 10-11’lik artışta, uluslararası kakao fiyatlarındaki düşüş etkili oldu. 2025 Şubat’ta ton başına 10 bin dolar olan kakao fiyatı, 3.800 dolar seviyesine gerileyince üreticiler maliyet baskısını bir miktar dengeleyebildi. Bu Sevgililer Günü’nde sevgi yine ön planda, ancak hediye alışverişi cepleri geçen yıla kıyasla çok daha fazla zorluyor.

Devamını Oku

Tavuklar Yumurtlamıyor: Türkiye’de Yumurta Üretimi Azaldı

Tavuklar Yumurtlamıyor: Türkiye’de Yumurta Üretimi Azaldı
0

BEĞENDİM

Tavuklar yumurtlamıyor ve Türkiye’de yumurta üretimi geçen yıl belirgin bir düşüş kaydetti. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Kümes Hayvancılığı Üretimi verilerine göre, 2025 yılında toplam yumurta üretimi bir önceki yıla kıyasla 1 milyar 262 milyon 395 bin adet azalarak 19 milyar 892 milyon 694 bine geriledi. Böylece üretim, 21 milyar adedin üzerindeki seviyelerden 20 milyar adedin altına inmiş oldu.

Türkiye’de Yumurta Üretimi Neden Geriledi?

Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre tavuk yumurtası üretimi yüzde 10,2 artış göstermesine rağmen, yıl geneline bakıldığında tablo tersine döndü. 2024’te 21 milyar 155 milyon 89 bin adet olan üretim, 2025’te yaklaşık yüzde 6 düşüşle 19,8 milyar seviyesine indi. Yıllık bazda yaşanan bu azalış, sektörde maliyet baskısının ve yem fiyatlarındaki artışın üreticiler üzerindeki etkisini yeniden gündeme taşıdı.

Tavuklar Yumurtlamıyor: Türkiye’de Yumurta Üretimi Azaldı

86 milyonluk nüfus dikkate alındığında, kişi başına düşen yıllık yumurta üretimi de geriledi. Hesaplamalara göre, kişi başına üretim yaklaşık 15 adet azalmış durumda. Bu da hem iç tüketim hem de ihracat dengesi açısından sektörün daha kırılgan bir yapıya sürüklendiğine işaret ediyor.

Öte yandan tavuk eti tarafında ise farklı bir tablo var. Ocak-Aralık döneminde kesilen tavuk sayısı yüzde 9,8, tavuk eti üretimi ise yüzde 11,3 artış gösterdi. Bu durum, üreticilerin yumurta yerine et üretimine yönelmiş olabileceği yorumlarını beraberinde getiriyor. Uzmanlar, yem maliyetleri ve piyasa fiyatları arasındaki makasın daralmaması halinde yumurta üretimindeki düşüşün 2026’da da etkisini sürdürebileceğine dikkat çekiyor.

Devamını Oku

Türkler Yurt Dışında Alınacak Ev Bırakmıyor

Türkler Yurt Dışında Alınacak Ev Bırakmıyor
0

BEĞENDİM

Türkler yurt dışında alınacak ev bırakmıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Ödemeler Dengesi İstatistikleri, 2025 yılında yurt dışı gayrimenkul alımlarında tarihi bir seviyeye ulaşıldığını ortaya koydu. 2017 yılında 341 milyon dolar olan toplam alım tutarı, 8 yıl içinde yaklaşık 8 kat artarak 2025’te 2 milyar 675 milyon dolara çıktı. Bu rakam, şimdiye kadar kaydedilen en yüksek yıllık seviyeye işaret ediyor.

Yurt Dışı Gayrimenkul Alımları 8 Yılda 8 Kat Arttı

2025 yılı boyunca Türk vatandaşları yurt dışında toplam 2,7 milyar dolarlık gayrimenkul alımı gerçekleştirdi. Sadece aralık ayında 252 milyon dolarlık alım yapılırken, yıl genelinde aylık ortalama 223 milyon dolar seviyesinde işlem kaydedildi. Aylık bazda en yüksek alım ise 2025’in ağustos ayında 288 milyon dolarla gerçekleşti.

Türkler Yurt Dışında Alınacak Ev Bırakmıyor

Veriler, özellikle 2023 sonrasında yurt dışı konut alımlarında belirgin bir ivmelenmeye işaret ediyor. 2023 yılında yıllık alım tutarı 1,8 milyar dolara ulaşırken, 2024’te ilk kez 2 milyar dolar barajı aşıldı. 2025’te ise artış hız kesmeden devam etti ve yeni bir rekor kırıldı.

Uzmanlar, bu yükselişte küresel yatırım çeşitlendirme eğilimi, döviz bazlı varlıklara yönelim ve bazı ülkelerde sunulan oturum ya da vatandaşlık avantajlarının etkili olabileceğine dikkat çekiyor. Öte yandan 2019 yılında en düşük seviyelerin görülmüş olması, son yıllardaki artışın ne kadar güçlü olduğunu da ortaya koyuyor.

TCMB verileri, Türk yatırımcısının yurt dışı gayrimenkule ilgisinin artık geçici bir trend değil, kalıcı bir yatırım eğilimine dönüştüğünü gösteriyor. 2026’da bu ivmenin sürüp sürmeyeceği ise hem küresel ekonomik koşullara hem de yurt içindeki finansal dengelere bağlı olacak.

Devamını Oku

Trabzon’da Öncelikli Desteklenecek 4 Sektör Açıklandı

Trabzon’da Öncelikli Desteklenecek 4 Sektör Açıklandı
0

BEĞENDİM

Trabzon’da öncelikli desteklenecek 4 sektör, Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında güncellendi. Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Başkanı Erkut Çelebi, 2026 yılı için belirlenen yatırım başlıklarının kentin üretim gücünü ve yatırım çekme kapasitesini artırmaya odaklandığını açıkladı. Güncellenen listeyle birlikte, sektörden gelen talepler doğrultusunda Trabzon’un ekonomik çeşitliliğinin güçlendirilmesi ve katma değerli üretimin teşvik edilmesi amaçlanıyor.

Trabzon’da Öncelikli Desteklenecek 4 Sektör Hangileri?

Trabzon’da öncelikli desteklenecek 4 sektör arasında ilk sırada ağaç ve orman ürünleri ile modüler mobilya üretimi yer alıyor. Bu kapsamda yapısal ahşap malzemeler, kompozit ürünler, CLT ve lamine ahşap yapı elemanları, prefabrik modüler konut çözümleri, teknik ahşap paneller ve dijital üretim tabanlı yüksek hassasiyetli parçalar gibi üretim alanları desteklenecek. Tiny house ve glamping üniteleri için entegre mobilya çözümleri ile marin ve yat içi özel tasarım ürünler de teşvik kapsamında değerlendirilecek.

Trabzon’da Öncelikli Desteklenecek 4 Sektör Açıklandı

İkinci başlık alternatif turizm yatırımları oldu. Müstakil konaklama projeleri hariç olmak üzere macera parkları, su parkları, tema parklar ve teleferik gibi yatırımlar teşvik programına dahil edildi. Bu adımla Trabzon’un turizm potansiyelinin çeşitlendirilmesi ve dört mevsime yayılan bir turizm modeli oluşturulması hedefleniyor.

Üçüncü sektör su ürünleri işleme tesisleri ile bu alandaki yan sanayi yatırımları olarak açıklandı. Endüstriyel kafes sistemleri, balık işleme ve paketleme makineleri, ağ ve yüzer sistemler gibi ekipman üretimleri desteklenecek. Böylece Trabzon’un güçlü olduğu su ürünleri alanında katma değerin artırılması planlanıyor.

Dördüncü başlık ise tıbbi ve aromatik bitkilerden katma değerli ürün üretimi oldu. Bitkisel ekstraktlar, gıda takviyeleri, fonksiyonel gıdalar ve apiterapi ile entegre edilebilecek ürünler teşvik kapsamında yer alacak. TTSO Başkanı Çelebi, 2026 destekleriyle ilgili üyeler için bilgilendirme toplantıları düzenleneceğini belirterek, kentin yatırım vizyonunun güçleneceğini ifade etti.

Devamını Oku

MÜSİAD Reel Sektöre 9,4 Milyar TL Kaynak Sağladı

MÜSİAD Reel Sektöre 9,4 Milyar TL Kaynak Sağladı
0

BEĞENDİM

MÜSİAD öncülüğünde, Kredi Garanti Fonu (KGF) ve Ziraat Katılım iş birliğiyle hayata geçirilen Katılım Finans Kefalet Destek Programı kamuoyuna tanıtıldı. İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen imza töreninde açıklanan programa göre, katılım finans ilkelerine uygun şekilde reel sektöre toplam 9,375 milyar TL’lik faizsiz finansman sağlanması hedefleniyor. Programın temel amacı, işletmelerin finansmana erişimini kolaylaştırmak, üretim ve istihdamı desteklemek olarak ifade edildi.

Katılım Finans Kefalet Destek Programı İle Reel Sektöre 9,4 Milyar TL Destek

Kredi Garanti Fonu Başkanı Erdoğan Özegen, program kapsamında %80 kefalet oranıyla 7,5 milyar TL KGF kefaleti sağlanacağını ve Ziraat Katılım aracılığıyla toplam 9,375 milyar TL’lik finansman hacmi oluşturulacağını belirtti. Özegen, KGF’nin bugüne kadar 611 binden fazla firmaya 1 trilyon 702 milyar TL krediye kefalet verdiğini hatırlatarak, bu yeni modelin üretim ve yatırımlara doğrudan katkı sunacağını vurguladı. Programın katılım finans sistemine özel olarak yapılandırıldığını ve şeffaf, sürdürülebilir bir çerçevede tasarlandığını dile getirdi.

MÜSİAD Reel Sektöre 9,4 Milyar TL Kaynak Sağladı

Ziraat Katılım Genel Müdürü Metin Özdemir ise bankanın yalnızca finansman sağlayan bir kurum değil, üretimi ve ticareti önceleyen bir kalkınma ortağı olduğunu ifade etti. 2025 itibarıyla 10. yılını tamamlayan Ziraat Katılım’ın, KOBİ’ler başta olmak üzere reel sektöre yönelik desteklerini artırdığını belirten Özdemir, bu programın sürdürülebilir büyüme hedefleriyle bire bir örtüştüğünü söyledi. Özdemir, faizsiz finansmana erişimin yaygınlaştırılması için yeni ürün ve iş birliklerinin devam edeceğini de sözlerine ekledi.

MÜSİAD Genel Başkanı Burhan Özdemir ise iş dünyasının en büyük sorunlarından birinin finansmana erişim olduğunu ve bu programın sahadan gelen talepler doğrultusunda geliştirildiğini dile getirdi. Programın yalnızca MÜSİAD üyelerine değil, reel sektörde faaliyet gösteren tüm işletmelere açık olduğunu vurgulayan Özdemir, yatırım ve işletme harcamalarında kullanılabilecek bu finansman modelinin üretim ve istihdamı destekleyen güçlü bir araç olacağını ifade etti. Özdemir, MÜSİAD’ın yeni dönemde de iş dünyasının temel meselelerine çözüm odaklı yaklaşmayı sürdüreceğini belirtti.

Devamını Oku