13 Ağustos 2026 Perşembe
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, emekli vatandaşların yüzünü güldürecek yeni bir dönemin kapılarını araladı. Darülaceze Sosyal Yaşam Şehri’nde düzenlenen “Çınarlarımızla Vefa İftarı” programında konuşan Bakan Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) mali yapısındaki güçlenmenin doğrudan emekli maaşlarına ve sosyal haklara yansıyacağının müjdesini verdi.
Bakan Işıkhan, hükümetin öncelikli gündem maddelerinden birinin emeklilerin yaşam kalitesini artırmak olduğunu vurguladı. Emeklilerin Türkiye’nin kalkınmasında büyük emeği olduğunu hatırlatan Işıkhan, “Önümüzdeki dönemde emeklilerimizin hayat standartlarını yükseltecek ve onların refahını artıracak adımları kararlılıkla atacağız” ifadelerini kullandı.
Vedat Işıkhan’ın bu açıklaması, Temmuz ayı yaklaşırken emekli maaşlarına yapılacak olası ek düzenlemeler ve sosyal destek paketleri için güçlü bir sinyal olarak değerlendirildi.
Bakan Işıkhan’ın açıklamalarındaki en dikkat çekici nokta, sosyal güvenlik sisteminin ulaştığı mali disiplin oldu. SGK’nın bütçe dengesinin hiç olmadığı kadar sağlam bir zemine oturduğunu belirten Bakan, güncel verileri şu şekilde paylaştı:
Işıkhan, bu mali tablonun tesadüf olmadığını, güçlü bir ekonomi yönetiminin sonucu olduğunu belirterek; “SGK bütçesinin bu denli güçlenmesi, emekliye daha iyi imkanlar sunabilmenin en sağlam zeminini oluşturuyor. Bu güçlü zemin sayesinde refah seviyesini kısa zamanda daha yukarıya taşıyacağız” dedi.
Bakanlığın üzerinde çalıştığı yeni modelin sadece maaş artışlarını değil, aynı zamanda emeklilere yönelik kültür, sanat, ulaşım ve sağlık alanlarındaki avantajları da kapsaması bekleniyor.
“Kısa zamanda” vurgusu yapan Bakan Işıkhan, düzenlemelerin hayata geçirilmesi için teknik çalışmaların sürdüğünü ifade etti.
Piyasalarda nefesler tutuldu! Küresel belirsizlikler ve Orta Doğu’daki sıcak çatışmaların etkisiyle altın fiyatları rekora doymuyor. Yatırımcılar “Altın daha ne kadar yükselecek?” sorusuna yanıt ararken, piyasa uzmanlarından ağızları açık bırakan 2026 tahminleri geldi.
İşte 28 Şubat 2026 itibarıyla güncel altın fiyatları ve gram altın için telaffuz edilen o dev rakamlar:
Haftanın son işlem gününde altın, yükseliş trendini koruyarak yatırımcısının yüzünü güldürmeye devam ediyor. Serbest piyasadan gelen son verilere göre fiyat tablosu şöyle şekillendi:
Gram Altın: 7.394 TL
Çeyrek Altın: 12.136 TL
Yarım Altın: 24.271 TL
Cumhuriyet Altını: 48.393 TL
Ons Altın: 5.242 Dolar
Altın ve para piyasalarının deneyimli ismi Mehmet Ali Yıldırımtürk, kısa vadede 7.300 TL seviyelerine doğru kâr satışları ve geri çekilmeler yaşanabileceğini, ancak yönün yukarı olduğunu belirtti. Yıldırımtürk, 2026 yılı sonu için çarpıcı bir tahminde bulunarak ons altının 6.000 dolar, gram altının ise 11.000 TL seviyelerini görebileceğini vurguladı.
Finans Analisti İslam Memiş de benzer bir iyimser tablo çizdi. Ons altın tarafında 6.000 dolar hedefini yineleyen Memiş, gram altın için daha önce paylaştığı 10.000 TL öngörüsünü koruduğunu ifade etti. Uzmanlar, altının “güvenli liman” gömleğini bu yıl her zamankinden daha sıkı giyeceği konusunda hemfikir.
Piyasa analistlerine göre, kısa vadedeki dalgalanmalar (7.600 TL direnci gibi) alım fırsatı olarak değerlendirilebilir. Ancak asıl büyük hareketin, küresel enflasyon verileri ve jeopolitik risklerin tetiklemesiyle yılın ikinci yarısında yaşanması bekleniyor.
Uzmanlar, 7.300 TL altındaki sarkmaların kalıcı olmayacağını, her düşüşün yeni bir zirve hazırlığı olduğunu hatırlatıyor.
MetropolCard halka arz sürecini resmen başlattı. Yatırımcıların takvimine 2-3-4 Mart tarihlerini işaretlediği bu dev arzda, pay başına fiyat 80 TL olarak belirlendi.
İşte yatırımcıların merak ettiği tüm detaylar ve MCARD koduyla borsaya merhaba diyecek olan şirketin halka arz rehberi:
Metropal Kurumsal Hizmetler AŞ çatısı altında faaliyet gösteren şirket, Tera Yatırım Menkul Değerler liderliğinde halka açılıyor. Toplam halka arz büyüklüğünün 1 milyar 512 milyon TL olması beklenen süreçte takvim şöyle işleyecek:
Talep Toplama Tarihleri: 2, 3 ve 4 Mart 2026
Hisse Fiyatı: 80,00 TL (Sabit Fiyat)
Borsa Kodu: #MCARD
Dağıtım Yöntemi: Bireysel yatırımcıya “Eşit Dağıtım”
MetropolCard, geniş bir yatırımcı kitlesine ulaşmayı hedefleyerek pay dağılım oranlarını şu şekilde açıkladı:
| Yatırımcı Grubu | Tahsisat Oranı | Dağıtım Yöntemi |
| Yurt İçi Bireysel Yatırımcı | %48 | Eşit Dağıtım |
| Yurt İçi Kurumsal Yatırımcı | %20 | Belirlenen Esaslar |
| Yurt Dışı Kurumsal Yatırımcı | %20 | Belirlenen Esaslar |
| Yüksek Talep Grubu | %10 | Oransal Dağıtım |
| Grup Çalışanları | %2 | Eşit Dağıtım |
Şirket, halka arzdan elde edilecek fonu hem dijital dönüşüm hem de global büyüme stratejileri doğrultusunda dört ana kalemde değerlendirecek:
%30 Fintek ve Startup Yatırımları: Yurt içi ve yurt dışındaki teknoloji girişimlerine odaklanılacak.
%30 İşletme Sermayesi: Operasyonel finansman ve büyüme hızı desteklenecek.
%25 Filo Genişletme: Şirketin operasyonel araç filosunun yenilenmesi sağlanacak.
%15 AR-GE: Yeni dijital ödeme çözümleri ve yazılım geliştirmeleri fonlanacak.
MetropolCard; yemek kartı, hediye çeki ve kurumsal ödeme sistemlerini dijital bir ekosistemde birleştiren bir fintek markasıdır. Şirketin öne çıkan ürünleri arasında MetropolCard Plus, elektrikli araç şarj çözümü PowerPay, kurumsal ödüllendirme sistemi GiftPay ve eğitim ödemeleri için OkulPay yer alıyor.
Halka arz süreciyle ilgili konuşan MetropolCard CEO’su Uğur Yıldırım, finansal teknolojiyi sadece bir ödeme aracı değil, verimlilik odaklı bir dönüşüm enstrümanı olarak gördüklerini belirtti. Yıldırım, “Halka arz ile kurumsal yönetim yapımızı güçlendirirken, dijital ürün ekosistemimizi daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyoruz,” dedi.
Ekonomi dünyasının gözü kulağı, 3 Mart Salı günü Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanacak olan şubat ayı enflasyon verilerine çevrildi. AA Finans bünyesinde 33 ekonomistin katılımıyla gerçekleştirilen beklenti anketi sonuçlandı. Anket sonuçları, ocak ayında başlayan yukarı yönlü hareketin şubat ayında da süreceğine işaret ediyor.
Ankete katılan ekonomistlerin şubat ayı için aylık enflasyon beklentilerinin ortalaması yüzde 2,87 olarak hesaplandı. Katılımcılar arasında en düşük beklenti yüzde 2,30 olurken, en yüksek tahmin yüzde 3,39 seviyesinde gerçekleşti.
Hatırlanacağı üzere Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), ocak ayında yüzde 4,84 oranında bir artış göstermişti. Şubat ayı için öngörülen bu rakamlar, ocak ayına göre aylık bazda bir hız kesme olsa da fiyat artış eğiliminin sürdüğünü kanıtlıyor.
Ekonomistlerin aylık tahminleri doğrultusunda yapılan hesaplamalar, yıllık enflasyonda da bir yükseliş beklentisini ortaya koydu. Ocak ayında yüzde 30,65 seviyesinde olan yıllık enflasyonun, şubat ayı verileriyle birlikte yüzde 31,42‘ye çıkacağı tahmin ediliyor. Bu durum, piyasaların baz etkisi ve güncel maliyet artışlarını yakından takip ettiğini gösteriyor.
Anketin en dikkat çekici kısımlarından biri de uzun vadeli beklentiler oldu. Ekonomistlerin 2026 yıl sonu enflasyon beklentilerinin ortalaması şubat ayı itibarıyla yüzde 24,16 olarak belirlendi. Son tahmin, ekonomi yönetiminin dezenflasyon sürecine ilişkin hedefleriyle piyasa beklentilerinin uyumunu ölçmek açısından kritik bir veri olarak değerlendiriliyor.
3 Mart’ta açıklanacak resmi verilerin, piyasa tahminleriyle ne ölçüde örtüşeceği ve Merkez Bankası’nın gelecek dönem faiz politikalarına nasıl yön vereceği merak konusu.
ING Global, Türkiye ekonomisine yönelik yayımladığı son analiz raporunda büyüme, enflasyon ve faiz politikalarına dair dikkat çekici öngörüler paylaştı. Raporda özellikle şubat ayı enflasyon verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesi halinde para politikasında rota değişikliği yaşanabileceği vurgulandı. Açıklamaların ardından Borsa İstanbul’da satış baskısı güç kazandı.
ING’nin değerlendirmesine göre, 2025 yılı dördüncü çeyrek Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerinde büyümenin yüzde 3,9 seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Bu tahminin gerçekleşmesi durumunda, 2025 yılının tamamında büyüme oranının yüzde 3,8 olarak kayıtlara geçeceği öngörülüyor.
Raporda, ekonomik büyümenin ağırlıklı olarak iç talepten beslendiği ifade edildi. İç talep; hanehalkı tüketimi ve yurt içi harcamalarla şekillenen ekonomik canlılığı ifade ediyor. Ancak banka, çeyreklik bazda büyüme hızında bir miktar yavaşlama ihtimalinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti.
ING analizinde en dikkat çeken başlık ise enflasyon oldu. Şubat ayında özellikle Ramazan ayı öncesi artan gıda fiyatlarının etkisiyle fiyat baskılarının süreceği ifade edildi. Gıda fiyatları, enflasyon sepetinde önemli bir ağırlığa sahip olduğu için genel fiyat seviyesini doğrudan etkiliyor.
Banka, aylık enflasyonun yüzde 2,9 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyor. Bu senaryoda yıllık enflasyonun yüzde 30,7’den yüzde 31,4’e yükselmesi söz konusu olacak. Yıllık enflasyon, fiyatların geçen yılın aynı dönemine göre ne kadar arttığını gösteren temel göstergelerden biri olarak kabul ediliyor.
Raporda, enflasyon tarafında oluşabilecek daha olumsuz bir sürprizin para politikasında daha temkinli bir süreci beraberinde getirebileceği vurgulandı. Özellikle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın mart ayındaki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında faiz indirimlerine ara verme ihtimali gündeme gelebilir.
Faiz indirimi, politika faizinin düşürülmesi anlamına gelirken; bu adım kredi maliyetlerini ve ekonomik aktiviteyi doğrudan etkiliyor. Ancak yüksek enflasyon ortamında erken bir faiz indirimi, fiyat istikrarı açısından risk oluşturabiliyor.
ING’nin raporunun ardından piyasalarda dalgalanma gözlendi. BIST 100 endeksi, küresel gelişmelerin de etkisiyle yüzde 2,17 oranında düşüş kaydetti. Böylece yatırımcılar, hem enflasyon verileri hem de olası faiz politikası değişikliklerine odaklanmış durumda.
Önümüzdeki günlerde açıklanacak enflasyon verileri, hem para politikasının yönü hem de piyasaların seyri açısından belirleyici olacak.